Mersin Aile Hukuku

Aile hukuku bireylerin aile içindeki ilişkilerini düzenleyen bir hukuk dalıdır ve aile hukuku avukatı da aile hukukunu ilgilendirmekte olan uyuşmazlık ve konularda hizmet veren avukattır. Boşanma davası, nafaka davası, velayet davası, mal paylaşımı davası gibi konular aile hukukunun kapsamına girmektedir. Mersin Aile Hukuku Avukatı ve Boşanma Avukatı olarak uzman avukatlarımız, müvekkillerine boşanma süreçlerinde ve aile içi anlaşmazlıklarda profesyonel destek sunarak, haklarının korunmasına yardımcı olurlar. Ayrıca, aile içi şiddet vakalarında, mal kaçırma durumlarında veya müşterek çocuğun üstün yararını gerektiren konularda da hukuki süreçlerin yürütülmesi, müvekkillerinin can ve mal güvenliğinin en üst derecede korunması gibi konularda güvenilir hizmet sunmaktadırlar.

Mersin aile hukuku avukatı: Akdeniz ilçesindeki büroda boşanma, nafaka ve velayet dosyası görüşmesi

Boşanma Davası Nedir?

Boşanma Davası, Çekişmeli Boşanma Davası ve Anlaşmalı Boşanma Davası olarak 2 ye ayrılmaktadır. Bu 2 dava neticesinde de Türk Medeni Kanunu’na göre evlenmiş olan kişilerin evlilikleri mahkeme kararı vasıtasıyla son bulmaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nedir?

Anlaşmalı Boşanma Davası Türk Medeni Kanunu 166.Maddesinin 3. Fıkrasında düzenlenmektedir. Medeni Kanun hükümleri doğrultusunda resmi evlilik yapmış ve evlilikleri 1 yıl veya daha uzun süre sürmüş olan kişiler Anlaşmalı Boşanma Davası hükümleri doğrultusunda boşanabilmektedirler. Anlaşmalı Boşanma Davası ile boşanmak isteyen kişilerin boşanma kararı almasıyla birlikte boşanma ve boşanmanın ferileri adı verilen diğer konular hakkında da anlaşmaya varmış olmaları gerekmektedir. Bunlar, iştirak ve yoksulluk nafakası, müşterek çocuk var ise velayet, velayet sahibi olmayan taraf ile müşterek çocuk arasında kişisel ilişki tesisi, talep var ise maddi ve manevi tazminat, evlilik birliği içerisinde edinilmiş malların nasıl paylaştırılacağı, ziynet eşyaları, kişisel malların paylaştırılması gibi konulardır. Anlaşmalı Boşanma Davası ile boşanmak isteyen tarafların tüm bu konularda anlaşmış olmaları gerekmektedir. Bu tür davalar, çekişmeli boşanmalara göre daha kısa sürede ve daha az maliyetle sonuçlandığı için tercih edilmektedir. Türkiye’deki mevzuata göre, anlaşmalı boşanma davası açabilmek için belirli şartların sağlanması gerekmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Şartları:

  1. Evlilik Süresi: Çiftlerin en az bir yıl süreyle evli olmaları gereklidir. Bir yıllık süre dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz.
  1. Tarafların Anlaşması: Boşanma ve boşanmanın hukuki sonuçları konusunda tarafların tam bir mutabakata varmış olmaları gerekir. Bu mutabakat, çocukların velayeti, maddi ve manevi tazminat talepleri, mal paylaşımı ve nafaka konularını kapsar.
  1. Hakim Huzurunda Beyan: Tarafların, mahkemede hakim huzurunda boşanmak istediklerini bizzat beyan etmeleri gerekmektedir. Bu, tarafların gerçekten kendi iradeleriyle boşanmak istedikleri konusunda hakime bir güvence sağlar.

Anlaşmalı Boşanma Prosedürü:

  1. Protokol Hazırlığı: Çiftler, boşanmanın mali ve hukuki sonuçları ile ilgili hükümleri içeren bir protokol hazırlarlar. Bu protokol, her iki tarafın da imzasını taşımalı ve mahkemeye sunulmalıdır.
  2. Dava Açma: Protokol ile birlikte anlaşmalı boşanma dilekçesi, taraflardan birinin ikamet ettiği Aile Mahkemesi’ne sunulur. Türkiye’de Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi görev yapar.
  3. Duruşma: Mahkeme, protokolü inceler ve tarafları dinler. Hakim, tarafların iradelerinin özgürce oluşup oluşmadığını kontrol eder. Hakim, çocukların velayeti ve menfaatleri hususunda da gerekli değerlendirmeyi yapar.
  4. Karar: Hakim, tarafların anlaşmasını uygun bulursa boşanmaya karar verir. Boşanma kararı, duruşmada tefhim edilir ve daha sonra yazılı hale getirilir.

Anlaşmalı Boşanmanın Avantajları:

  • Hızlı Çözüm: Çekişmeli boşanmalara göre daha kısa sürede neticelenir.
  • Maliyet Etkinliği: Dava süresinin kısalığı ve çekişmeli davalar kadar avukatlık ücreti gerektirmemesi nedeniyle daha düşük maliyetlidir.
  • Esneklik: Taraflar arasında karşılanabilir şartlarda uzlaşı sağlanmasına olanak tanır.

Anlaşmalı boşanma, medeni şekilde ayrılmak isteyen çiftler için uygun bir yoldur. Tarafların iyi bir uzlaşma sağlamak için hukuk danışmanlığı almaları önerilir. Bu süreç, hem zaman hem de kaynak açısından tasarruf sağlar ve tarafların gelecekteki ilişkilerini olumlu etkileyebilir.

Yenişehir’de kira ve kat mülkiyeti başlıklarıyla iç içe geçen aile dosyalarında protokol hazırlığı çoğu zaman ortak konutun akıbetiyle başlar. Konut kiralıksa kira sözleşmesinin hangi eşin üzerinde kalacağı, depozitonun kime iade edileceği ve birikmiş aidat borcunun kimde kalacağı protokolde açıkça yazılmadığında, boşanma kararından sonra bu kalemler için ayrı bir uyuşmazlık doğabilmektedir. Boşanma davasında yetki, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesine göre belirlendiğinden, bu ilçedeki başvurular Mersin Adliyesi bünyesindeki aile mahkemelerinde görülmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Tarafların anlaşmaları üzerine anlaşılan konuların kanuna ve usule uygun bir şekilde bir Anlaşmalı Boşanma Protokolü haline getirilmesi ve bir Anlaşmalı Boşanma Dava Dilekçesi hazırlanması gerekmektedir. Bu belgelerin hazırlanması akabinde Aile Mahkemesinde Anlaşmalı Boşanma Davası açılmalı, harç ve avanslar yatırılmalıdır. 2024 Yılı itibariyle Anlaşmalı Boşanma Davaları için 427,60 TL Peşin Harç, 427,60 TL Başvurma Harcı ve ayrıca 1.500 TL – 2.000 TL arasında da gider avansı yatırılması gerekmektedir.

Bahsedilen Anlaşmalı Boşanma Protokolü ve Anlaşmalı Boşanma Dava dilekçesinin eksik veya yanlış hazırlanması tarafların haklarını kaybetmelerine ve zarara uğramalarına sebebiyet verebilmektedir. Bu sebeplerle uzman bir avukat desteğinden faydalanılmasında büyük yarar bulunmaktadır.

Çekişmeli Boşanma Davası Nedir?

Çekişmeli boşanma davası ise Türk Medeni Kanunu 161. Maddesi ve 165. Maddesi arasında belirtilmiş olan ve aşağıda detaylı şekilde değinilecek boşanma sebeplerinin varlığı halinde ve eşlerin boşanmanın sonuçları hakkında anlaşmaya varamamaları halinde açılabilecek olan dava türüdür. Eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşamadıkları durumlarda mahkeme yoluyla çözüm aradıkları bir hukuki süreçtir. Çekişmeli Boşanma Davası genellikle daha karmaşık, zaman alıcı ve masraflı bir davadır. Türkiye’deki hukuki sistemde çekişmeli boşanma davaları, Aile Mahkemeleri tarafından Türk Medeni Kanunu hükümleri doğrultusunda görülmektedir.

Çekişmeli Boşanma Davası kapsamında boşanmak isteyen tarafların Türk Medeni Kanunu’nda sayılmakta olan Boşanma Sebeplerine dayanarak dava açmaları gerekmektedir.

Çekişmeli Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk Medeni Kanunumuz’ a göre, çekişmeli boşanma davaları şu sebeplere dayanarak açılabilir:

  1. Zina: Eşlerden birinin sadakatsizlik yapması, bir başka kişi ile cinsel ilişkide bulunması durumunda diğer eş boşanma talebinde bulunabilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus Zina sebebine dayanarak açılan davalarda ispat külfetinin diğer eşin zina yaptığını iddia eden davacı tarafta olmasıdır. Zina iddiasının ispatı oldukça zordur. Bu sebepler ile dava açılırken güçlü ve hukuka uygun delillerin hazır olması gerekmektedir.
  2. Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış: Eşin hayatına kast etme, ona eziyet etme veya onurunu zedeleyici davranışlar boşanma sebebi sayılmaktadır. Bu boşanma sebebine dayanılması durumunda taraflardan psikolojik ve fiziksel şiddete başvuran taraf ağır kusurlu sayılmakta ve aleyhine karar verilmektedir.
  3. Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme: Eşlerden biri haysiyetsiz bir yaşam sürdürüyorsa veya yüz kızartıcı bir suç işlemişse, bu durum boşanma sebebi olmaktadır.  Haysiyetsiz bir hayat sürmek, toplumdaki anlayış, gelenek ve göreneklere aykırı şekilde namus, şeref ve haysiyet kavramları ile bağdaşmayacak şekilde yaşamak, hal ve hareketlerde bulunmak olarak tanımlanmaktadır. Örnek olarak eşlerden bir tanesinin uyuşturucu bağımlısı olması, kumar bağımlısı olması veya alkol bağımlısı olması, bu bağımlılık sebepleriyle evinin, eşinin ve çocuklarının bakım ve gözetimini ağır şekilde ihlal ve göz ardı etmesi olarak verilebilir. Suç işlemek ise, eşlerden bir tanesi hakkında bir kovuşturma neticesinde mahkumiyet kararı verilmesi olarak tanımlanmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus kişilerin kasıtlı bir suçtan haklarında mahkumiyet kararı verilmiş olmasıdır.
  4. Terk: Eşlerden biri haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu terk etmişse ve bu durum en az altı ay sürmüşse, terk edilen eş boşanma davası açabilir.  Burada önemli nokta, evini terk eden kişinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek, evlilik birliğini sürdürmemek maksadıyla evini terk etmiş olmasıdır. Bu durumda boşanma kararı verilmesi ancak noter vasıtası veya Aile Mahkemesi Hakimi tarafından kişiye bir ihtar çekilmesi ve bu ihtarın cevapsız kalması vasıtası ile mümkün olmaktadır.
  5. Akıl Hastalığı: Eşlerden birinin akıl hastalığı, diğer eş için ortak yaşamın çekilmez hale gelmesine sebep oluyorsa ve bu durum tedavi edilemez halde ise boşanma sebebi olmaktadır.
  6. Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik): Evlilik birliği, ortak yaşamı sürdürmeleri beklenmeyecek şekilde temelinden sarsılmışsa taraflardan biri boşanma talep etmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, çiftler arasında sevgi, saygı ve anlayış gibi evliliğin temel unsurlarının yok olduğu anlamına gelir. Bu tür davalarda, taraflardan birinin ya da her ikisinin de evliliğe devam etmelerinin beklenemeyeceği derecede ciddi uyumsuzluklar ve anlaşmazlıklar yaşandığı iddia edilmektedir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma davası, esasında evlilikteki uyumsuzlukların çözüm bulunamayan bir noktaya geldiğinde başvurulan hukuki bir yoldur. Bu sürecin taraflar üzerinde duygusal etkileri dikkate alındığında, tarafların mümkün olan en kısa sürede uzlaşma yolunu seçmeleri ve süreç boyunca profesyonel hukuki destek almaları önerilmektedir. Bu, hem dava sürecinin etkin yönetilmesi hem de tarafların menfaatlerinin korunması açısından önemlidir.

Çekişmeli Boşanma Prosedürü:

  1. Dava Açma: Boşanmak isteyen eş, şikayetlerini ve dayandığı boşanma sebeplerini içeren bir dava dilekçesi ile Aile Mahkemesi’nde dava açar.
  2. Ön İnceleme: Mahkeme, davanın açılma gerekçelerini inceler ve dava için gerekli belgeleri talep eder. Taraflar bu aşamada delillerini sunmak zorundadır.
  3. Delil Sunumu: Taraflar, sundukları iddiaları ispatlamak için tanık ifadeleri, belgeler veya uzman görüşleri gibi delilleri mahkemeye sunar.
  4. Duruşmalar: Mahkeme, tarafları ve tanıkları dinler. Duruşmalar sırasında mahkeme, olayın tüm boyutlarını aydınlatmak için taraflara sorular sorabilir.
  5. Karar: Hakim, delillerin değerlendirilmesi sonucunda boşanma davası hakkında bir karar verir. Kararda, varsa çocukların velayeti, nafaka ve mal paylaşımı gibi konular da ele alınır.

Çekişmeli Boşanmanın Zorlukları:

  • Zaman ve Maliyet: Davalar genellikle uzun sürebilir ve taraflar için yüksek hukuki maliyetler doğurabilir.
  • Duygusal Yıpranma: Davalar, uzun süreli ve stresli olabileceği için tarafların duygusal olarak yıpranmasına neden olabilir.
  • Sonuçların Belirsizliği: Hakim kararına bağlı olarak tarafların beklentileri tam olarak karşılanmayabilir.

Çekişmeli süreçte delil aşaması her dosyada tanık beyanıyla sınırlı kalmaz. Toroslar’dan gelen, taşınmaz ve miras kalemleri de bulunan boşanma dosyalarında tapu müdürlüğünden taşınmazın edinme tarihi ile edinme sebebi, banka kayıtlarından ise bedelin hangi kaynaktan ödendiği istenmektedir. Çünkü aynı bağımsız bölüm, evlilik içinde elde edilen kazançla alındığında tasfiyeye konu olurken, miras yoluyla gelmişse kişisel mal olarak değerlendirilmektedir. Bu ayrımı ortaya koyan belgelerin ön inceleme aşamasında dosyaya girmemesi sık rastlanan bir eksiklik olup, ilerleyen aşamalarda aynı iddianın ileri sürülmesini güçleştirmektedir.

Boşanma davaları, çiftlerin evliliklerini yasal olarak sona erdirmeyi amaçladıkları karmaşık ve duygusal süreçlerdir. Bu süreç, hukuki, mali ve duygusal birçok unsuru içermekte ve çoğu zaman her iki taraf için de zorlayıcı olmaktadır. Bu noktada, uzman bir avukatla çalışmanın pek çok avantajı bulunmaktadır:

Hukuki Bilgi ve Deneyim

Bir boşanma avukatı, aile hukuku konusunda uzmanlaşmış bir profesyoneldir. Yasal prosedürler, belgeler ve dava süreci hakkında derinlemesine bilgiye sahiptir. Bu bilgi ve deneyim, müvekkiline hukuki haklarını ve seçeneklerini doğru bir şekilde anlatabilme yeteneğini kazandırır. Özellikle karmaşık velayet savaşları veya mal paylaşımı gibi durumlarda, avukatın bilgisi son derece kritik bir önem taşımaktadır.

Stratejik Danışmanlık

Uzman bir avukat, dava sürecini değerlendirmekte ve müvekkilinin hedeflerine en uygun stratejiyi geliştirmektedir. Her davanın kendine özgü dinamikleri bulunduğundan, bir avukatın kişiye özel bir yaklaşım sunabilmesi önemlidir. Bu stratejik danışmanlık, müvekkilin daha iyi kararlar almasına yardımcı olmakta ve süreci daha az stresli hale getirebilir.

Müzakere Becerileri

Boşanma davalarında, tarafların anlaşmazlıkları en aza indirmek ve uzlaşıya varmak genellikle en iyi yol olur. Deneyimli bir avukat, müzakere sürecini etkin bir şekilde yürüterek müvekkilinin çıkarlarını korumakta ve adil bir sonuca ulaşmaya çalışmaktadır. Anlaşmalar, her iki tarafın da ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak şekilde yapılandırılmaktadır.

Duygusal Destek ve Tarafsızlık

Boşanma süreci duygusal olarak yorucu bir süreçtir. Uzman bir avukat, müvekkiline duygusal destek sağlayarak objektif kalmasına yardımcı olmaktadır. Duygusal karar vermek, genellikle uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceğinden, avukatın tarafsız yaklaşımı müvekkiline daha sağduyulu kararlar aldırmaktadır.

Yasal Belgeler ve Prosedürler

Boşanma sürecinde, birçok belge hazırlamak ve hukuki prosedürleri takip etmek gerekmektedir. Bu belgelerin doğru ve eksiksiz bir şekilde hazırlanması, davanın gidişatını etkilemektedir. Bir avukat, tüm belgeleri zamanında ve doğru bir şekilde hazırlamakta ve sunulmasını sağlamakta, bu da olası gecikmeleri veya hataları önlemektedir.

Uzun Vadeli Çözümler

Boşanmanın sonuçları, yalnızca dava sırasında değil, aynı zamanda uzun vadede de etkili olmaktadır. Uzman bir avukat, müvekkilinin gelecek çıkarlarını göz önünde bulundurarak uzun vadeli çözümler geliştirmeye odaklanır. Bu, velayet düzenlemeleri, çocuk destekleri ve mal paylaşımı gibi konuları kapsamaktadır. Boşanma davalarında uzman bir avukat ile çalışmak, temsil edilen müvekkil için birçok avantaj sağlamaktadır. Hukuki rehberlik, stratejik planlama ve duygusal destek, bu zorlu sürecin daha yönetilebilir ve adil bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktadır. Uzman bir avukatla çalışmak, müvekkilinin hem kısa hem de uzun vadede en iyi sonuçları elde etmesine katkıda bulunmaktadır. Bunun yanında eğer çiftlerin müşterek çocukları bulunmakta ise bu çocukların fiziksel ve psikolojik sağlıkları ancak boşanma davasının en sağlıklı ve medeni şekilde çözülmesi ile korunmaktadır. Bu sebeplerle hem eşler hem de müşterek çocuklar açısından boşanma davasına ilişkin sürecin uzman bir avukat vasıtasıyla yürütülmesi davaya dahil olan tüm kişiler açısından en faydalı sonuçların alınmasına katkı sağlamaktadır.

Mal rejiminin tasfiyesi ise çoğu dosyada tek bir soruya iner: bağımsız bölüm hangi tarihte ve hangi kaynakla edinildi. Mezitli’deki kat karşılığı inşaat ve site yaşamı kaynaklı dosyalarda arsa evlilikten önce ya da miras yoluyla gelmiş, üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle daire yapılmış olabilmektedir. Böyle bir durumda arsanın konumu, sözleşme ve tapu tarihleri ile evlilik birliği içinde yapılan ödemeler ayrı ayrı ele alınır. Dairenin sezonluk kiraya verilmesi halinde kira sözleşmeleri ve banka hareketleri de dosyaya toplanır. Site aidatları, ortak alan borçları ve yönetim planından doğan yükümlülükler ise konutun kimde kalacağı belirlenirken gündeme gelir. Bu kalemlerin her biri somut olaya göre değerlendirilir; tüm dosyalara uyan tek bir hesaplama şablonu bulunmaz.

Aile hukuku dosyaları çoğu zaman tek başına yürümez. Boşanma sürecinin ayrıntıları için Mersin Boşanma Avukatı sayfasına, mirasa ilişkin talepler gündeme geldiğinde Mersin Miras Avukatı sayfasına bakabilirsiniz. Çalıştığımız tüm hukuk alanlarının listesi hizmet alanları sayfasında yer alıyor.

Vesayet, Kayyum ve Diğer Aile Hukuku Davaları

Aile hukuku boşanmayla sınırlı değildir. Kişinin kendi işlerini görememesi, küçüğün korunması ya da nişanlılığın sona ermesi gibi durumlarda açılan davalar da bu alanın kapsamındadır. Aşağıdaki başlıklar uygulamada en sık karşılaşılan işlerdir.

Kayyum Atanması

Belirli bir işin görülmesi veya bir malvarlığının yönetilmesi için mahkemece temsilci atanmasına kayyum atanması denir. Bir kimsenin uzun süre bulunamaması, hastalık nedeniyle işlerini görememesi ya da bir mirasta hak sahibinin belirsiz olması başlıca sebeplerdir.

Vesayetten en önemli farkı, kişinin fiil ehliyetinin tümüyle kaldırılmamasıdır: kayyum yalnız kendisine verilen iş ya da malvarlığı bakımından yetkilidir. Talep, ilgili kişinin yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılır ve kayyum mahkemenin denetimi altında çalışır.

Vasi Tayini

Kısıtlanan kişinin hem kendisinin hem malvarlığının korunması için vasi atanır. Akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ile bir yıldan uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet kanunda sayılan kısıtlama sebepleridir. Kişinin kendi isteğiyle kısıtlanması da mümkündür.

Dava sulh hukuk mahkemesinde görülür ve sağlık kurulu raporu istenir. Vasi, göreve başladıktan sonra düzenli olarak hesap verir; taşınmaz satışı gibi önemli işlemler için ayrıca mahkeme izni gerekir. Kısıtlama sebebi ortadan kalktığında kısıtlılığın kaldırılması istenebilir.

Ergin Kılınma (Kazai Rüşt)

On beş yaşını dolduran bir küçük, kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkeme kararıyla ergin kılınabilir. Karar verildiğinde küçük, on sekiz yaşını doldurmuş gibi kendi işlerini yapabilir; ticari faaliyet yürütme ve sözleşme kurma ehliyeti doğar.

Mahkeme, kararı verirken küçüğün yararını gözetir ve olgunluk düzeyini değerlendirir. Küçük velayet altındaysa dava asliye hukuk mahkemesinde açılır; vesayet altındaki küçükte ise vesayet makamının kararı ve denetim makamının izni gerekir.

Nişanın Bozulması, Tazminat ve Hediyelerin İadesi

Nişanlılık evlenme vaadiyle kurulur ve taraflara evlenme yükümlülüğü getirmez; bu nedenle evlenmeye zorlayan dava açılamaz. Ancak nişan haklı bir sebep olmaksızın bozulursa, dürüstlük kuralına güvenerek yaptığı harcamalar nedeniyle zarara uğrayan taraf maddi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen taraf ayrıca manevi tazminat talep edebilir.

Nişanlılık evlenme dışında bir sebeple sona ererse, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenir ya da bedeli talep edilir. Nişanlılıktan doğan bütün talepler, nişanlılığın sona ermesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir. Dava aile mahkemesinde görülür.

Soybağı, Evlat Edinme ve Diğer Aile Davaları

Babalık davası ve soybağının tespiti

Ana ile çocuk arasındaki soybağı doğumla kurulur; baba ile soybağı ise evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Babalık davası çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir; ananın dava hakkı doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer (TMK m.303). Davalının çocuğun doğumundan önceki üç yüzüncü gün ile yüz sekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması babalığa karine sayılır (TMK m.302). Uygulamada DNA incelemesi belirleyici delildir.

Soybağının düzeltilmesi

Nüfus kaydında soybağına ilişkin yanlış bir bilgi bulunuyorsa, örneğin anne veya baba adı hatalı kaydedilmişse, nüfus kaydının düzeltilmesi davası açılır. Soybağının reddi ise evlilik içinde doğan çocuğun kocadan olmadığının tespitine yöneliktir ve kanunda gösterilen sürelere bağlıdır. Hangi davanın açılacağı, kaydın neden hatalı olduğuna göre belirlenir.

Evlat edinme

Bir küçüğün evlat edinilebilmesi için evlat edinen tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması, evlat edinmenin küçüğün yararına bulunması gerekir (TMK m.305). Eşler ancak birlikte evlat edinebilir ve en az beş yıldan beri evli olmaları ya da otuz yaşını doldurmuş bulunmaları gerekir (TMK m.306). Evlat edinilenin evlat edinenden en az on sekiz yaş küçük olması şarttır; ayırt etme gücüne sahip küçük rızası olmadıkça evlat edinilemez (TMK m.308). Kararı aile mahkemesi verir.

Evlenmeye izin davası

Erkek veya kadın on yedi yaşını doldurmadıkça evlenemez; on yedi yaşını dolduran küçük, yasal temsilcisinin izniyle evlenebilir. Hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş kişinin evlenmesine izin verebilir; olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya vasi dinlenir (TMK m.124, m.126).

Aile konutu şerhi

Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya konut üzerindeki hakları sınırlayamaz. Konutun maliki olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir (TMK m.194). Şerh, özellikle boşanma sürecinde konutun eşin haberi olmadan satılmasını önlemek için önemlidir.

Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesi

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına dair mahkeme kararları, 2021’de yapılan değişiklikle icra dairelerinin görev alanından çıkarılmıştır. Bu kararlar artık 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında, çocuğun üstün yararı esas alınarak adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlükleri tarafından, belirlenen teslim mekânlarında ve gerektiğinde uzman eşliğinde yerine getirilmektedir. Kişisel ilişki düzenlemesine uyulmaması, şartları varsa velayetin değiştirilmesi talebine de dayanak olabilir.

Aile içi şiddete karşı alınabilecek tedbirleri, başvuru yollarını ve itiraz süresini uzaklaştırma kararı ve koruma tedbirleri sayfamızda ayrıntılı olarak anlattık.

Sıkça Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma için evliliğin ne kadar sürmüş olması gerekir?

Türk Medeni Kanunu’na göre anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması aranır. Ayrıca eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi, nafaka ve velayet gibi konuları düzenleyen bir protokol sunulması ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi gerekir.

Velayet düzenlenirken hangi ölçüt esas alınır?

Velayette belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun yaşı, alışkın olduğu düzen, eğitim ve bakım koşulları ile ebeveynlerin çocukla ilişkisi birlikte değerlendirilir. Mahkeme gerekli gördüğünde pedagog veya uzman görüşüne başvurabilir. Velayet kendisine verilmeyen taraf için kişisel ilişki düzenlenir.

Nafaka türleri nelerdir?

Dava süresince geçici olarak hükmedilen tedbir nafakası, çocuğun bakım ve eğitim giderleri için ödenen iştirak nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eş için yoksulluk nafakası ve altsoy, üstsoy ile kardeşler arasında söz konusu olabilen yardım nafakası bulunur. Miktar, tarafların ekonomik durumu ve ihtiyaç dengesine göre mahkemece belirlenir.

Boşanmada mal paylaşımı hangi kurallara göre yapılır?

1 Ocak 2002’den sonraki dönem bakımından yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılmadır. Eşlerin evlilik içinde edindiği mallar tasfiyeye konu olurken miras veya bağış yoluyla edinilen değerler ile kişisel kullanım eşyaları kişisel mal sayılır. Eşler noterde düzenleyecekleri sözleşmeyle farklı bir rejim de seçebilir.

Koruma kararı almak için dava açmak gerekir mi?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirler için ayrı bir dava açılması gerekmez. Aile mahkemesine, kolluğa veya mülki amire başvurulması yeterlidir. Başvuruda delil sunma zorunluluğu aranmaz; talep üzerine gecikmeksizin tedbir kararı verilebilir.

Aile hukuku uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu mudur?

Boşanmanın kendisi kişinin hukuki durumuna ilişkin olduğu için arabuluculuğa elverişli değildir. Buna karşılık nafaka, mal paylaşımı ve tazminat gibi tarafların üzerinde serbestçe karar verebileceği mali konular ihtiyari arabuluculuğa konu edilebilir.