Mersin Hırsızlık Suçu Avukatı

Mersin Hırsızlık Suçu Avukatı olarak, hırsızlık iddiasıyla yürütülen soruşturmalarda şüpheli müdafiliği ve suçtan zarar gören taraf bakımından vekillik görevi yürütüyoruz. Bu sayfa; hırsızlığın hangi hâllerde nitelikli sayıldığını, hangi durumların şikâyete bağlı olduğunu, etkin pişmanlığın nasıl işlediğini ve çalınan malın hangi yolla geri alınabileceğini bilgilendirici biçimde anlatır.

Hırsızlık Suçu Nedir?

Türk Ceza Kanunu’nun 141. maddesi hırsızlığı, zilyedinin rızası olmaksızın başkasına ait taşınır bir malın, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması olarak tanımlar. Unsurlardan biri gerçekleşmemişse ortada hırsızlık değil, başka bir suç ya da yalnızca hukuki bir uyuşmazlık vardır.

Taşınır mal ve zilyetlik

Suçun konusu taşınır maldır; taşınmazlar hırsızlığın konusunu oluşturmaz. Zilyet, malı fiilen elinde bulunduran kişidir ve malik olması şart değildir; kiralanan evden alınan eşyada zilyet kiracıdır.

Yarar sağlama maksadı

Fail, kendisine ya da bir başkasına yarar sağlamak maksadıyla hareket etmiş olmalıdır; bu yararın parasal olması gerekmez. Malı yalnızca zarar vermek için alıp tahrip eden kişinin eylemi ise mala zarar verme kapsamında değerlendirilir.

Teşebbüs aşamasında kalan eylemler

Fail malı hâkimiyet alanına geçirmeden yakalanmışsa suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Kanunun 35. maddesi uyarınca bu hâlde ceza, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre indirilerek belirlenir.

Nitelikli Hırsızlık Hâlleri

Kanunun 142. maddesi hırsızlığın daha ağır cezayı gerektiren hâllerini sayar. Bu hâllerin varlığı tutuklama değerlendirmesini de etkiler; hırsızlık, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde tutuklama nedeni varsayılabilen suçlar arasında gösterilmiştir.

Bina içinde ve kilit kırarak

Kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşyanın alınması nitelikli hâl oluşturur. Kanun ayrıca, hırsızlık amacıyla konut dokunulmazlığının ihlali veya mala zarar verme suçu işlenmişse bu suçlar bakımından şikâyet aranmayacağını belirtir.

Bilişim sistemlerinin kullanılması

Bir bilişim sistemi üzerinden para aktarılarak gerçekleştirilen eylemler bu başlık altında değerlendirilir. Eylemin banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunu mu yoksa nitelikli hırsızlığı mı oluşturduğu, kartın nasıl ele geçirildiğine ve işlemin hangi yolla yapıldığına göre ayrılır.

Toplu taşıma aracında ve açıkta bırakılan eşya

Halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım araçlarının içinde veya bunların belli varış ve kalkış yerlerinde bulunan eşya hakkında işlenen hırsızlık nitelikli sayılır. Âdet, tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya için de ayrı bir ağırlaştırıcı sebep öngörülmüştür.

Elektrik, su ve doğal gaz gibi enerji

Sayaca müdahale edilerek ya da kaçak bağlantı yapılarak enerji kullanılması kanunda ayrıca düzenlenmiş bir hırsızlık görünümüdür. Bu dosyalarda dağıtım şirketinin tespit tutanağı ve kaçak kullanım hesap cetveli esas alınır.

Gece Vakti ve Birden Fazla Kişiyle İşlenmesi

Hırsızlığın gece vakti işlenmesi, kanunun 143. maddesinde cezayı artıran bağımsız bir sebep olarak düzenlenmiştir. Gece vakti, kanunun tanımlar maddesinde güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat önce sona eren zaman dilimi olarak belirlenmiştir.

Eylem birden fazla kişiyle gerçekleştirilmişse herkesin sorumluluğu iştirak kurallarına göre ayrı ayrı belirlenir; malı alan, gözcülük yapan ve aracı kullanan kişilerin katkısı aynı değildir.

Cezada İndirim Yapılmasını Gerektiren Hâller

Aşağıdaki durumlarda ceza indirilir, bazılarında ceza vermekten vazgeçilmesi de mümkündür.

Paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal

Kanunun 144. maddesi, hırsızlığın paydaş ya da elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenmesi hâlinde daha az cezaya hükmolunmasını öngörür. Bu hâlde soruşturma şikâyete bağlıdır.

Hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacı

Aynı madde, malın bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla alınması hâlini de kapsar. Burada aranan, gerçekten var olan bir alacak ilişkisidir; alacak senet, sözleşme, fatura veya yazışmayla ortaya konur. Bu hâl de şikâyete bağlıdır.

Malın değerinin azlığı

Kanunun 145. maddesi, suça konu malın değerinin azlığı nedeniyle cezada indirim yapılabileceğini, hatta suçun işleniş şekli ve özellikleri göz önünde bulundurularak ceza vermekten vazgeçilebileceğini düzenler.

Kullanma hırsızlığı

Malın geçici bir süre kullanılıp zilyedine iade edilmek üzere alınması hâli kanunun 146. maddesinde düzenlenmiştir ve cezada indirim sebebidir. Bu hâlde de soruşturma şikâyete bağlıdır. Ancak mal bir suç işlemek için kullanılmışsa bu hüküm uygulanmaz.

Zorunluluk hâli

Hırsızlığın ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi hâlinde, kanunun 147. maddesi uyarınca cezada indirim yapılabileceği gibi ceza vermekten de vazgeçilebilir. İhtiyacın gerçekliği ve başka bir çözüm imkânının bulunup bulunmadığı birlikte incelenir.

Etkin Pişmanlık ve Malın İadesi

Kanunun 168. maddesi hırsızlık suçunda etkin pişmanlığı düzenler. Failin bizzat pişmanlık göstererek malı aynen geri vermesi veya zararı tamamen gidermesi hâlinde cezada indirim yapılır; indirimden azmettiren ve yardım eden de yararlanabilir.

İndirimin oranı, iadenin hangi aşamada yapıldığına göre değişir. Kovuşturma başlamadan önce, yani soruşturma aşamasında yapılan iade en geniş indirimi sağlar; kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilen pişmanlıkta indirim daha sınırlıdır. Hüküm verildikten sonra yapılan ödeme bu kapsamda değerlendirilmez.

Zararın kısmen giderilmesi hâlinde bu hükmün uygulanabilmesi için mağdurun rızası aranır. Zararın giderilmiş olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları bakımından da dikkate alınır.

Şikâyet mi, Resen Soruşturma mı?

Kural olarak hırsızlık şikâyete bağlı değildir. Mağdur şikâyetçi olmasa bile Cumhuriyet savcılığı suçu öğrendiği anda resen soruşturma başlatır ve sonradan şikâyetten vazgeçilmesi kural olarak davayı düşürmez. Basit hırsızlık ve 142. maddedeki nitelikli hâller bu kuralın içindedir.

Şikâyete bağlı tutulan hâller sınırlıdır: paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde işlenen hırsızlık, alacağı tahsil amacıyla işlenen hırsızlık ve kullanma hırsızlığı. Bu hâllerde kanunun 73. maddesindeki altı aylık şikâyet süresi, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işler.

Kanunun 167. maddesi akrabalık ilişkisine dayanan ayrı bir düzenleme içerir. Suçun; hakkında ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy, altsoy, evlat edinen veya evlatlık ile aynı konutta yaşayan kardeş zararına işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Maddede sayılan daha uzak akrabalarda ise ceza şikâyet üzerine indirilerek uygulanır.

Uzlaştırma Kapsamı

Uzlaştırma, şüpheli ile mağdurun tarafsız bir uzlaştırmacı eşliğinde anlaşmasını ve anlaşma sağlandığında kamu davasının açılmamasını mümkün kılan bir kurumdur. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi kapsama giren suçları tek tek sayar; hırsızlığın temel şekli bu listede yer alır.

Nitelikli hırsızlıkta uzlaştırma yolu kural olarak açık değildir; bu nedenle iddianamedeki nitelendirme doğrudan uzlaştırma imkânını etkiler. Teklifin kabulü suçun kabulü anlamına gelmez ve uzlaştırma görüşmelerindeki açıklamalar başka bir soruşturmada delil olarak kullanılamaz. Suça sürüklenen çocuklarda uzlaştırma daha geniş uygulanır.

Hırsızlık ile Güveni Kötüye Kullanma Farkı

Ayrım, zilyetliğin nasıl geçtiğine bakılarak yapılır. Hırsızlıkta mal, zilyedin rızası olmaksızın bulunduğu yerden alınır. Güveni kötüye kullanmada ise mal, muhafaza edilmek ya da belirli bir şekilde kullanılmak üzere rızayla teslim edilmiştir; suç, bu devir amacının dışına çıkılmasıyla oluşur.

Kanunun 155. maddesindeki bu suçta emanet eşyanın geri verilmemesi ya da teslim olgusunun inkârı tipik görünümlerdir. Temel şekli şikâyete bağlıdır; eylem meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin gereği olarak teslim edilmiş mal üzerinde işlenmişse daha ağır bir hâl söz konusudur.

Zilyetliğin rızayla devredildiği hâllerde gündeme gelen suç Mersin Güveni Kötüye Kullanma Suçu Avukatı sayfasında ayrıca ele alınmıştır.

Hırsızlık ile Yağma Farkı

Yağma kanunun 148. maddesinde düzenlenmiştir ve ayırt edici unsuru cebir ya da tehdittir. Malın alınması sırasında mağdura karşı güç kullanılması veya mağdurun tehditle karşı koyamaz hâle getirilmesi durumunda suç artık hırsızlık değildir. Yağma çok daha ağır bir suçtur ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına girer.

Uygulamada en çok tartışılan durum, malı aldıktan sonra yakalanmamak amacıyla cebir kullanılmasıdır; burada cebrin hangi anda ve hangi amaçla uygulandığı değerlendirilir.

Suça Sürüklenen Çocuklar

Kanun on sekiz yaşını doldurmamış kişileri suça sürüklenen çocuk sayar. Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesi uyarınca on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur; haklarında yalnızca çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine başvurulabilir.

On iki yaşını doldurmuş ancak on beş yaşını doldurmamış çocuklarda, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediği araştırılır; bu yetenek yoksa ceza verilmez. On beş yaşını doldurmuş ancak on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda ceza indirilerek belirlenir.

Soruşturma çocuk bürosunda görevli Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülür. Çocuğun ifadesi alınırken müdafi bulunması zorunludur; talep edilmese bile müdafi görevlendirilir.

Kamera Kaydı ve HTS Kayıtlarının Delil Değeri

Hırsızlık dosyalarının önemli bir kısmı güvenlik kamerası görüntüsüne dayanır. Görüntünün delil değeri taşıması için hukuka uygun elde edilmiş, kesintisiz ve teşhise elverişli olması gerekir. Kayıtların saklanma süresi çoğu işletmede kısadır; bu nedenle kayıtların ivedilikle istenmesi talep edilmelidir.

Telefon trafiği kayıtları (HTS), hangi numaranın ne zaman kiminle görüştüğünü ve hangi baz istasyonundan sinyal verdiğini gösterir; hem aleyhe hem lehe sonuç doğurabilir. Bu kayıtlara ulaşılması kanunun aradığı koşullara ve hâkim kararına bağlıdır. Baz istasyonu verisi tam konumu değil, sinyalin alındığı bölgeyi gösterir.

Soruşturma Aşamasında İfade ve Savunma

İfade veren kişinin susma hakkı vardır ve bu hakkın kullanılması aleyhe yorumlanamaz. Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Olay saatinde başka bir yerde bulunulduğu ileri sürülecekse; kamera kaydı, kart harcaması, geçiş kaydı veya tanık bilgisinin en baştan belirtilmesi gerekir. Yakalama ve arama işlemlerinin usulüne uygunluğu tutanaklardan takip edilir; hukuka aykırı yöntemle elde edilen delil hükme esas alınamaz.

Tutuklama talep edilirse sulh ceza hâkimliğinde sorgu yapılır; bu aşamada adli kontrol tedbirlerinin yeterli olup olmayacağı tartışılır.

Mağdur Çalınan Malını Nasıl Geri Alır?

Çalınan eşya ele geçirilirse el konulur ve dosyada muhafaza edilir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 131. maddesi, soruşturma bakımından muhafazasına gerek kalmayan ve müsadereye tabi tutulmayacağı anlaşılan eşyanın geri verilmesini düzenler. Bunun için talepte bulunulması ve eşyanın size ait olduğunun belgelenmesi beklenir.

İkinci yol kamu davasına katılmaktır. Suçtan zarar gören kişi, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar katılma talebinde bulunabilir; katılan sıfatını kazanan kişi delil sunabilir ve kanun yoluna başvurabilir.

Eşya üçüncü bir kişinin elindeyse ya da zarar giderilmemişse hukuk mahkemesinde dava açılması gündeme gelir. Mülkiyet hakkına dayanan istihkak davası malın aynen iadesini, tazminat davası ise zararın karşılanmasını hedefler.

Ceza dosyasından bağımsız olarak açılacak alacak ve tazminat taleplerinin takibi Mersin İcra Avukatı sayfasında anlatılmıştır.

Mersin’de Hırsızlık Davaları Nerede Görülür?

Ceza yargılamasında yetkili mahkeme kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir; hırsızlık suçlarında görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Akdeniz, Yenişehir, Toroslar ve Mezitli sınırları içinde işlenen fiillere ilişkin dosyalar Mersin Adliyesi’ndeki asliye ceza mahkemelerinde, Tarsus sınırları içinde işlenenler ise Tarsus Adliyesi’nde görülür.

Soruşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülür; tutuklama, arama ve el koyma taleplerine sulh ceza hâkimliği karar verir.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşyam bulundu, şikâyetimi geri çeksem dava düşer mi?

Kural olarak düşmez. Hırsızlık resen soruşturulan bir suç olduğu için şikâyetten vazgeçme tek başına sonuç doğurmaz; vazgeçme yalnızca kanunda şikâyete bağlı tutulan sınırlı hâllerde davayı sona erdirir. Zararın giderilmiş olması ise etkin pişmanlık bakımından ayrıca değerlendirilir.

Markette ürünü çantama koydum, kapıdan çıkmadan yakalandım

Suçun tamamlanıp tamamlanmadığı, ürünün fail hâkimiyetine geçip geçmediğine göre belirlenir. Hâkimiyet kurulmadan yakalama gerçekleşmişse eylem teşebbüs aşamasında kalmış sayılabilir ve ceza buna göre indirilerek belirlenir.

Mirasta ortak olduğumuz evden eşya alan kardeşim hakkında ne yapabilirim?

Elbirliği ya da paylı mülkiyete konu mal üzerinde işlenen hırsızlık daha az cezayı gerektiren bir hâldir ve şikâyete bağlıdır; altı aylık şikâyet süresinin kaçırılmaması gerekir. Akrabalık derecesine göre cezasızlık ya da indirim hükümleri de uygulanabilir.

Sayaçta kaçak kullanım tespit edildi, abone benim ama evde kiracı oturuyordu

Abone olmak tek başına eylemin sahibi sayılmayı gerektirmez. Tutanağın düzenlendiği tarihte taşınmazı fiilen kimin kullandığı araştırılır; kira sözleşmesi, abonelik ve tahliye tarihleri bu noktada esas alınır.

Kamera görüntüsünde yüzüm net değil, yine de ceza verilebilir mi?

Teşhise elverişli olmayan bir görüntü tek başına mahkûmiyetin dayanağı yapılamaz. Görüntünün çözünürlüğü, çekim açısı ve kesintisiz olup olmadığı incelenir; ele geçen eşya, telefon trafiği kayıtları ya da tanık beyanı gibi başka deliller ayrıca değerlendirilir.

Görüşme Talebi

Hakkınızda hırsızlık iddiasıyla soruşturma yürütülüyorsa ya da eşyanız çalındıysa, dosyanın hangi aşamada olduğunu konuşmak için iletişim sayfasından randevu talep edebilirsiniz. Görüşmeye; varsa ifade ve arama tutanakları, soruşturma numarasını gösteren belge ile eşyanın size ait olduğunu gösteren fatura, garanti belgesi veya fotoğraflarla gelmeniz değerlendirmeyi hızlandırır. Kamera kayıtları kısa sürede silinebildiği için kaydın hangi adreste bulunduğunun tespiti ilk iştir.