Mersin Kasten Yaralama Suçu Avukatı olarak, kasten yaralama iddiasıyla yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli ve sanık müdafiliği ile mağdur vekilliği görevi yürütüyoruz. Bu sayfa; kasten yaralamanın Türk Ceza Kanunu’nda nasıl düzenlendiğini, hangi hâllerin şikâyete bağlı olduğunu, uzlaştırmanın kapsamını, nitelikli ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri, haksız tahrik ile meşru savunmanın etkisini ve davanın nerede görüldüğünü bilgilendirici biçimde anlatır.
Kasten Yaralama Suçu Nedir?
Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinin birinci fıkrasına göre kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu alt ve üst sınırlar, 4 Haziran 2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun’la artırılmış hâliyle yazılmıştır. Fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan hüküm uygulanacağından, olay tarihinin bu değişiklikten önce mi sonra mı olduğu ceza miktarı bakımından ayrıca kontrol edilir.
Kast unsuru
Suçun oluşması için failin bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Aynı sonucu doğuran ama dikkatsizlik ya da özensizlikten kaynaklanan eylem, Kanun’un 89. maddesindeki taksirle yaralama kapsamında değerlendirilir ve cezası farklıdır. Kastın bulunup bulunmadığı; kullanılan araç, darbenin vücudun hangi bölgesine yöneldiği, olay öncesi ve sonrasındaki davranışlar gibi unsurlardan anlaşılır.
Acı verme ve sağlığın bozulması
Kanun metni iki ayrı sonucu sayar: vücuda acı verme ile sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulması. Bu nedenle iz bırakmayan bir darbe de, acı vermişse suçun konusunu oluşturabilir. Neyin ispatlanabildiği ise hekim raporu, görüntü ve tanık beyanıyla belirlenir.
Basit Yaralama: Birinci ve İkinci Fıkra Ayrımı
Kanun’un 86. maddesinin ikinci fıkrası, fiilin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlini ayrı düzenler. Bu hâlde mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adli para cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.
Basit tıbbi müdahale ne demektir?
Doktora başvurmadan, ilk yardım düzeyinde yapılabilecek ya da yalnızca muayene ve basit bir tedaviyle geçen yaralanmalar bu kapsamda düşünülür. Raporda yer alan ifadenin bu çerçevede olup olmadığı dosyanın en belirleyici noktalarından biridir; çünkü hangi fıkranın uygulanacağını, dolayısıyla cezanın üst sınırını, şikâyete bağlılığı ve adli para cezası seçeneğini bu değerlendirme belirler.
Nitelikli Kasten Yaralama Hâlleri
Kanun’un 86. maddesinin üçüncü fıkrası, cezanın yarı oranında artırıldığı hâlleri sayar. Bunlar; üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı işlenmesi, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işlenmesi, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi, kamu görevlisinin sahip olduğu nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi ve silahla işlenmesidir. Canavarca hisle işlenmesi hâlinde ise ceza bir kat artırılır. Bu hâllerde şikâyet aranmaz; soruşturma ve kovuşturma re’sen yürütülür.
Silahla işlenen yaralama
Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi silahı geniş tanımlar: ateşli silahlar ve patlayıcı maddelerin yanında saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet ile saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli diğer şeyler de silah sayılır. Dolayısıyla bıçak, sopa ya da başka bir nesnenin olayda nasıl kullanıldığı, cezanın artırılıp artırılmayacağını doğrudan etkiler. Aletin dosyaya girip girmediği, olay yerinde bulunup bulunmadığı ve kime ait olduğu bu nedenle araştırılır.
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama
Kanun’un 87. maddesi, yaralamanın daha ağır sonuçlar doğurduğu hâlleri düzenler. Duyulardan veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum ya da gebe kadında çocuğun vaktinden önce doğması hâlinde ceza bir kat artırılır. Bu hâllerde verilecek ceza, 86. maddenin birinci fıkrasına giren durumlarda dört yıldan, üçüncü fıkrasına giren nitelikli durumlarda altı yıldan az olamaz.
İyileşmesi olmayan hastalık ve organ kaybı
İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayat, duyu ya da organ işlevinin yitirilmesi, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybı, yüzün sürekli değişikliği ve gebe kadında çocuğun düşmesi hâllerinde ceza iki kat artırılır; alt sınır, 86. maddenin birinci fıkrasındaki hâllerde altı, üçüncü fıkrasındaki hâllerde dokuz yıldır.
Kemik kırılması ve ölüm
Yaralamanın kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması hâlinde ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar artırılır. Yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, 86. maddenin birinci fıkrasına giren hâllerde on yıldan on dört yıla, üçüncü fıkrasına giren hâllerde on dört yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Bu fiillerde kast, ölüm sonucuna değil yaralamaya yöneliktir; kasten öldürme suçundan ayrım bu noktada yapılır.
Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi
Kanun’un 88. maddesine göre kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi hâlinde verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bunun için kişinin sonucu önleme yükümlülüğü bulunması ve önleyebilecekken bunu yapmaması gerekir. Hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.
Şikâyet Şartı ve Süresi
Kasten yaralamada şikâyete bağlılık yalnızca 86. maddenin ikinci fıkrasındaki basit hâl için geçerlidir. Birinci fıkradaki yaralama, üçüncü fıkradaki nitelikli hâller ve 87. maddedeki ağırlaşmış hâller şikâyete bağlı değildir; mağdur şikâyetçi olmasa bile soruşturma yapılır.
Altı aylık şikâyet süresi
Kanun’un 73. maddesine göre şikâyete bağlı suçta yetkili kimse altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden başlar. Kovuşturma aşamasında şikâyetten vazgeçme ise kural olarak davayı düşürür; vazgeçmeyi kabul etmeyen sanık bakımından ayrı hüküm bulunduğundan sanığın tutumu da önemlidir.
Uzlaştırma Kapsamı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesi, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın kasten yaralamayı (üçüncü fıkra hariç 86. madde ve 88. madde) uzlaştırma kapsamına alır. Dolayısıyla birinci ve ikinci fıkradaki yaralamalarda uzlaştırma yoluna gidilir; üçüncü fıkradaki nitelikli hâllerde gidilemez. Aynı hüküm, uzlaştırma kapsamındaki bir suçun kapsam dışı bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağını belirtir.
Uzlaştırma süreci nasıl işler?
Dosya, kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğunda uzlaştırma bürosuna gönderilir ve görevlendirilen uzlaştırmacı tarafları görüşmeye çağırır. Teklifi alan kişi yedi gün içinde kararını bildirmezse teklifi reddetmiş sayılır. Uzlaştırmacı, kural olarak dosya kendisine verildikten sonra otuz gün içinde işlemleri tamamlar; büro bu süreyi her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez uzatabilir. Müzakerelerde yapılan açıklamalar delil olarak kullanılamaz.
Uzlaşmanın sonucu
Edimin hemen yerine getirilmesi hâlinde hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edim ileri bir tarihe bırakılmışsa kamu davasının açılması ertelenir. Uzlaşma sağlanamazsa tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez ve dosya olağan yoldan ilerler.
Adli Rapor ve Delillerin Önemi
Yaralama dosyalarında en önemli belge adli rapordur. Rapor; yaralanmanın niteliğini, basit tıbbi müdahaleyle giderilip giderilemeyeceğini ve yaşamsal tehlikenin bulunup bulunmadığını gösterir. Yaralanma anında alınan fotoğraflar, hastane kayıtları, olay yeri görüntüleri ve tanık beyanları raporu destekler.
Rapora itiraz ve ikinci görüş
Raporun eksik ya da çelişkili olduğu düşünülüyorsa, ilgili kuruma ya da mahkemeye başvurularak yeni bir inceleme istenebilir. Raporun hangi muayene sırasında düzenlendiği, geç muayenenin sonucu etkileyip etkilemediği de incelenir. Bu nedenle yaralanan kişinin ilk fırsatta bir sağlık kuruluşuna gitmesi ve belgelerini saklaması önemlidir.
Mağdurun Hakları ve Tazminat
Yaralanan kişi, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunu bildirerek kamu davasına katılabilir; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237. maddesi buna imkân tanır. Katılan sıfatıyla duruşmada bulunabilir, delil sunabilir ve hükme karşı kanun yoluna başvurabilir. Tedavi giderleri, çalışamama süresi ve manevi zarar için ayrıca hukuk mahkemesinde tazminat davası açılabilir. Ceza dosyasındaki adli rapor ve hükümdeki tespitler bu davada da önemli bir kaynak olur.
Haksız Tahrik ve Meşru Savunma
Kanun’un 29. maddesine göre haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişiye, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Tahrikin varlığı için karşı tarafın haksız bir fiili ve failin bu fiilin etkisiyle öfke veya acı içinde hareket etmesi gerekir; yalnızca sözlü gerginlik her durumda bu etkiyi doğurmaz.
Meşru savunma
Kanun’un 25. maddesinin birinci fıkrası, kendisine ya da başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen veya gerçekleşmesi ya da tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırıyla orantılı biçimde defetmek zorunluluğuyla işlenen fiiller için faile ceza verilmeyeceğini söyler. Saldırı sona erdikten sonra karşılık vermek meşru savunma sayılmaz; savunmada sınırın aşılması hâlinde ise Kanun’un 27. maddesi uygulanır ve mazur görülebilecek heyecan, korku veya telaştan ileri geliyorsa ceza verilmez.
Mersin’de Kasten Yaralama Davası Nerede Görülür?
Davaya bakma yetkisi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12. maddesi uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesine aittir. Olay Akdeniz, Yenişehir, Toroslar, Mezitli veya Tarsus sınırları içinde gerçekleşmişse, ilgili yargı çevresinde bulunan mahkeme yetkilidir; bu nedenle iddianamede yazılı olay yeri dosyanın hangi mahkemede görüleceğini gösterir.
Görevli mahkeme
Genel kural olarak kasten yaralama davalarına asliye ceza mahkemesi bakar. Ölümle sonuçlanan yaralama gibi cezası çok ağır olan hâllerde ağır ceza mahkemesinin görevi gündeme gelir. Görev, kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir; hangi mahkemenin görevli olduğu da iddianamedeki suç niteliğine bağlıdır.
Teşebbüs ve Cezanın Belirlenmesi
Yaralama eylemi başlamış ama failin elinde olmayan nedenlerle tamamlanamamışsa Kanun’un 35. maddesi uyarınca teşebbüs hükümleri uygulanır ve verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Mahkeme cezayı belirlerken suçun işleniş biçimini, kullanılan aracı, doğan zararın ağırlığını ve failin kusur durumunu birlikte tartar. Cezanın hangi alt ve üst sınır arasında belirleneceği, uygulanan fıkraya göre değiştiği için önce hangi fıkranın söz konusu olduğunun tespit edilmesi gerekir.
Soruşturma ve Kovuşturma Aşamaları
Şikâyet veya ihbar üzerine kolluk ya da Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma başlatır. Şüphelinin ifadesi alınır, adli rapor temin edilir ve gerekirse tanıklar dinlenir. Yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir; mahkeme iddianameyi kabul ederse kovuşturma aşaması başlar. Mağdur, kamu davasına katılan sıfatıyla duruşmalarda yer alabilir. Şüpheli ve sanığın, soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkı vardır. Gözaltı ya da tutuklama gibi tedbirler gündeme geliyorsa bu tedbirlerin gerekçesi, kişinin kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimali gibi somut olgulara dayanmalıdır; itiraz yolları ayrıca değerlendirilir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması ve Seçenekler
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin beşinci fıkrasına göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Bu karar için fıkradaki diğer koşulların da bulunması gerekir ve uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Kasten yaralamada birinci ve ikinci fıkra cezaları bu aralığa denk gelebildiği için mahkemenin bu kurumu değerlendirmesi dosyada sık gündeme gelir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kavgada yalnızca ben mi cezalandırılırım, karşı taraf da şikâyetçi olabilir mi?
Karşılıklı kavgada her iki taraf da hem şüpheli hem mağdur sıfatı taşıyabilir. Her biri kendi yaralanması için şikâyet hakkını kullanabilir ve her fiil ayrı ayrı değerlendirilir. Kimin saldırdığı, kimin savunma amacıyla karşılık verdiği, haksız tahrik bulunup bulunmadığı dosyadaki delillere göre belirlenir.
Yaralamada şikâyetten vazgeçersem dava düşer mi?
Yalnızca 86. maddenin ikinci fıkrasındaki basit yaralamada şikâyetten vazgeçme davayı düşürür. Birinci fıkradaki yaralama, nitelikli hâller ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde şikâyetten vazgeçilse bile kamu davası devam eder; ancak uzlaşma kapsamındaki suçlarda uzlaşma yolu açıktır.
Rapor “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir” dese de dava açılabilir mi?
Evet. Bu ifade fiili ikinci fıkra kapsamına sokar ve şikâyeti şart hâline getirir; şikâyet süresi içinde yapılmışsa dava açılabilir. Mağdurun kadın olması hâlinde alt sınırın dokuz aydan az olamayacağı hükmü de ayrıca uygulanır.
Uzlaşırsam sicilime bir şey işlenir mi?
Uzlaşma sağlanıp edim yerine getirildiğinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir ve bu karar bir mahkûmiyet hükmü değildir. Uzlaşma sağlanamaz ve dosya mahkemeye giderse, sonuç yargılamada verilecek hükme bağlıdır. Kayıtlarınızın durumunu dosya özelinde ayrıca değerlendirmek gerekir.
Karşımdaki beni kışkırttı, bunun cezaya etkisi olur mu?
Haksız tahrik, ceza indirimi sebebidir ve Kanun’un 29. maddesine göre cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir. Mahkeme, tahrik oluşturan fiilin haksız olup olmadığını ve öfkenin fiili etkileyip etkilemediğini inceler. Tahrik kanıtlanamıyorsa indirim uygulanmaz. Olay anındaki kamera görüntüsü, tanık anlatımı ve mesaj kayıtları, tahrikin gerçekten yaşanıp yaşanmadığının tespitinde başlıca delillerdir.
Görüşme Talebi
Hakkınızda kasten yaralama iddiasıyla soruşturma yürütülüyorsa ya da yaralanan taraf sizseniz, dosyanın hangi aşamada olduğunu konuşmak için iletişim sayfasından randevu talep edebilirsiniz. Görüşmeye; varsa ifade tutanakları, adli rapor ve hastane belgeleri, soruşturma numarasını gösteren evrak, iddianame ile yaralanmayı gösteren fotoğraf veya kamera görüntülerinin dökümüyle gelmeniz değerlendirmeyi hızlandırır. Şikâyet süresi ve uzlaştırma teklifine yanıt süresi kısa olduğundan, tebliğ edilen evrakı geciktirmeden getirmeniz yerinde olur.